Sanatta Zamansal Yolculuk İçin Litros’a

SANAT AJANDASI

Nisan ayında İstanbul, sanatın farklı renklerini bir araya getiriyor. 2 Nisan’da İş Sanat’ta Camerata Zürich ve keman virtüözü Gilles Apap, klasik müziğe özgür ve çağdaş bir yorum getiriyor; aynı gün SALT Galata’da Onur Gökmen’in “Toprakaltı” sergisi, Çernobil felaketinin izlerini sanatla sorguluyor. İstanbul Modern’deki “Sessiz Film Günleri” ise sessiz sinemayı canlı müzikle günümüze taşıyor, geçmişin büyüsünü hatırlatıyor.

Atatürk Kültür Merkezi, Emel Cankat’ın retrospektifi “Geçişler” ile sanatçının uzun yolculuğunu gözler önüne seriyor; Juan Mayorga’nın “Ebedi Barış” oyunu ise vicdan ve otoriteyi sahnede tartıştırıyor. 10–11 Nisan’da Zorlu PSM’de Sónar Istanbul 2026, elektronik müzik ve görsel sanatları buluşturarak izleyiciyi deneyimin aktif parçası yapıyor. Nisan, İstanbul’da sanatla buluşmak için tam zamanı.

Klasikten Evrensele Uzanan Bir Buluşma

İş Sanat, 2 Nisan 2026 akşamı Camerata Zürich ve keman virtüözü Gilles Apap’ı İstanbul’da ağırlamaya hazırlanıyor. İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek konserde, köklü İsviçre oda orkestrası Camerata Zürich, Apap’ın sınırları zorlayan yorumuyla klasik müzik repertuvarına yeni bir soluk kazandıracak. Barok dönemden 20. yüzyıla uzanan seçkide Vivaldi, Tartini ve Bartók gibi bestecilerin eserleri yer alırken, sanatçının farklı müzik geleneklerinden beslenen özgür yaklaşımı konserin öne çıkan unsuru olacak. Disiplinler arası bir müzikal anlatı sunması beklenen etkinlik, klasik müziği çağdaş bir ifade alanına taşıyan özgün bir sahne deneyimi vadediyor.

Zamanın İzinde Bir Retrospektif: Emel Cankat

Atatürk Kültür Merkezi, 9 Nisan–19 Nisan 2026 tarihleri arasında önemli bir retrospektife ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Geçişler: Emel Cankat Retrospektifi”, sanatçının 1970’lerden 2000’lere uzanan üretimini bir araya getirerek, uzun soluklu sanat pratiğini izleyiciyle buluşturuyor. Sergi, Cankat’ın farklı dönemlerde geliştirdiği ifade biçimlerini kronolojik bir akış içinde sunarken, figüratif anlatımdan soyuta yönelen dönüşümünü de görünür kılıyor.

Sanatçının üretiminde öne çıkan temalar ve teknik çeşitlilik, sergide bütünlüklü bir anlatı kuracak şekilde bir araya getiriliyor. Erken dönem arayışlardan doğa ve kent temsillerine, çini mürekkebi çalışmalarından daha yalın ve ışık odaklı yüzeylere uzanan bu seçki, Emel Cankat’ın sanatındaki süreklilik ve değişimi birlikte okumaya olanak tanıyor. 

Vicdan ve Otorite Sahnesi: “Ebedi Barış”

İstanbul Devlet Tiyatrosu, Juan Mayorga’nın güçlü metni “Ebedi Barış”ı 17–18 Nisan 2026 tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu sahnesinde izleyiciyle buluşturuyor. Oyun, emirleri yerine getirmek ile ahlaki doğruları gözetmek arasında sıkışan bireyin içsel çatışmasını sahneye taşıyor ve izleyiciyi insan doğası ve vicdan üzerine düşünmeye davet ediyor. Tek perdede sahnelenen eser,  yoğun anlatımıyla çağdaş tiyatronun sorgulayıcı yönünü ortaya koyuyor.

“Ebedi Barış”, sahneleme dili ve metinsel gücüyle politik ve etik temaları görünür kılıyor. İzleyici, oyunun merkezine oturtulan “Ebedi barış mümkün mü?” sorusu etrafında yalnızca bir hikâyeyi takip etmiyor; aynı zamanda bireysel sorumluluk, otorite ve vicdanın sınırlarını sorgulayan derin bir deneyimin parçası oluyor.

Toprağın Altındaki İzler:  “Toprakaltı” 

SALT Galata, 2 Nisan – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Onur Gökmen’in “Toprakaltı” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 1986 Çernobil felaketinin Karadeniz çayındaki etkilerini ve bu sürecin toplumsal hafızadaki izlerini sanatın diliyle ele alıyor. Gökmen, belgesel malzemeler, fotoğraf ve enstalasyonları bir araya getirerek izleyiciye hem bireysel hem kolektif bir tarih ve çevre deneyimi sunuyor.

“Toprakaltı”, görünmeyeni görünür kılarken, çevresel felaketlerin toplumsal ve kurumsal boyutlarını sorguluyor. Sergi, izleyiciyi geçmişte yaşanan ekolojik krizle yüzleşmeye ve günümüz politikalarıyla olan bağlantısını düşünmeye davet ediyor; sanatın tarih ve çevre üzerine kurduğu sorgulayıcı dili ön plana çıkarıyor.





Perdenin Sessiz Hafızası: Sessiz Film Günleri

İstanbul Modern, 2–5 Nisan tarihleri arasında düzenlediği “Sessiz Film Günleri” programıyla sinema tarihinin erken dönemine odaklanan özel bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor. Farklı coğrafyalardan ve dönemlerden derlenen filmler, sessiz sinemanın anlatım gücünü ve görsel zenginliğini günümüze taşıyor. Kürasyon, yalnızca nostaljik bir bakış sunmakla kalmayıp, sinemanın ilk yıllarındaki estetik arayışları ve deneysel dili yeniden düşünmeye davet ediyor.

Gösterimler, canlı müzik eşliğinde gerçekleşerek sessiz filmlerin özgün izleme pratiğini yeniden canlandırıyor. Programda yer alan restore edilmiş yapımlar ve nadir örnekler, sinema tarihine alternatif bir perspektif sunarken, erken dönem üretimlerin bugünün izleyicisiyle kurduğu bağı canlandırıyor.  Etkinlik, geçmiş ile şimdi arasında kurduğu bu köprüyle seyircileri bir taraftan diğer tarafa taşıyan bir araç adeta. Geçmiş ile şimdi arasında yolculuk etmek isteyenler kaçırmasın.

Sesin Geleceği İstanbul’da

Elektronik müzik ve yaratıcı teknolojiyi odağına alan Sónar Istanbul 2026, 10–11 Nisan tarihlerinde Zorlu PSM’de onuncu yılını kutlayan özel edisyonuyla izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Festival, ses ile görsel üretim arasındaki sınırları bulanıklaştıran yapısıyla yalnızca konserlerden oluşan bir program sunmak yerine, çağdaş sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren çok katmanlı bir deneyim alanı kuruyor. Bu yılki içerik, hem geçmiş edisyonların izini sürüyor hem de yeni medya ve performans pratiklerine alan açarak festivalin dönüşen kimliğini görünür kılıyor.

Uluslararası elektronik müzik sahnesinin önde gelen isimlerini bir araya getiren program, geceye yayılan performansların yanı sıra görsel-işitsel projeler ve teknoloji odaklı üretimlerle genişliyor. Sónar’ın karakteristik yapısını oluşturan bu disiplinlerarası yaklaşım, izleyiciyi yalnızca dinleyici konumunda bırakmayarak deneyimin aktif bir parçasına dönüştürüyor. 

Yorum Yaz