İstanbul’un Şubat Ajandası: Sergi, Sahne, Sinema

SANAT AJANDASI

Şubat ayı İstanbul’da sanatla dolu, sıcak bir buluşma vadediyor. Tophane-i Âmire’deki “Hâne” sergisi aile ve yuva fikrini hat, seramik ve dijital işler üzerinden dingin bir anlatıyla ele alırken; Karaköy’de kapılarını açan Black Light Gallery’nin “Gelenek: In Progress” sergisi geleneğin bugüne nasıl taşınabileceğine dair taze bir bakış sunuyor. İstanbul Sinema Müzesi’nde yer alan “James Cameron Sanatı” ise yönetmenin hayal dünyasını eskizlerden ikonik film tasarımlarına uzanan etkileyici bir seçkiyle keşfe yelken açıyor.

Müzik ve sinema tarafında da şehir nasibini alıyor. Buray, Athena, Şehinşah, Dedublüman ve Madrigal konserleri şubat akşamlarını renklendirirken, Rammstein Symphonic Experience farklı bir sahne deneyimi arayanlar için öne çıkıyor. Ayın sakin ama güçlü duraklarından biri ise beyazperdede . “Hamnet” filmi ise Beyoğlu Majestik Sinema’daki gösterimiyle edebiyatla sinemanın duygusal kesişim noktasında duruyor. Kısacası İstanbul, bu ay sanatı hissetmek isteyenler için bol seçenekli bir rota sunuyor.

Yuvanın Hafızası: “Hâne”

Ramazan ayı öncesi sizleri çok özel ve güzel bir sergiye götüreceğiz. Albayrak Grubu’nun 12 yıldır sürdürdüğü İslam Sanatları Sergileri, bu yıl “Hâne” temasıyla aile ve yuva kavramlarını merkeze alan özel bir seçkiyle sanatseverlerle buluştu. 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesinden ilham alan sergi, Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde; hat, tezhip, seramik hat, dijital eserler ve tarihi hüsnühatları bir araya getirerek İslam sanatlarının estetik ve manevi dilini çağdaş bir bakışla yeniden yorumluyor. Her bölümü ayrı bir “hâne” fikriyle kurgulanan sergi, izleyiciyi mekânla bütünleşen dingin bir düşünce yolculuğuna davet ediyor.

Küratörlüğünü Yasemin Karaca’nın üstlendiği “Hâne”, farklı kuşaklardan sanatçıların katkılarıyla aileyi ayet ve hadislerden ilhamla çok katmanlı bir anlatı içinde ele alıyor. Hüsnühat ile seramiği buluşturan Mehmet Özçay imzalı eserler serginin öne çıkan bölümleri arasında yer alırken, dijital çalışmalar ve sergiye eşlik eden müzikler geleneğin bugüne nasıl taşınabileceğini gösteriyor. Ebubekir Mete Koleksiyonu’ndan nadir eserlerin de görülebileceği sergi, 28 Şubat’a kadar Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaretçilerini bekliyor olacak. 

Geleneğin bugünü: “In Progress”

İstanbul sanat sahnesine yeni katılan Black Light Gallery, ilk sergisi “Gelenek: In Progress” ile kapılarını açtı. 17 Ocak–28 Şubat 2026 tarihleri arasında Karaköy’deki Fransız Geçidi’nde izleyiciyle buluşan sergi, geleneksel tekniklerle üretilmiş işlerin güncel sanat bağlamında nasıl ele alınacağına dair canlı bir tartışma alanı açıyor. Küratörlüğünü Hale Albayrak’ın üstlendiği sergi, 16 sanatçının çalışmalarını bir araya getirerek geleneği “tamamlanmış” ve geçmişe ait bir form olarak değil, dönüşen ve bugüne temas eden bir pratik olarak ele alınmasını sağlıyor.

“Gelenek: In Progress”, geleneksel sanatların güncel olanı ifade edemeyeceğine dair yerleşik kabullere itiraz ederken; bu üretimlerin kavramsal, eleştirel ve çoğul anlatım imkânlarını görünür kılıyor. Nostaljiye yaslanmak ya da geleneği muhafaza altına almak yerine, onunla bugünü düşünmenin yollarını araştıran sergi, 28 Şubat’a kadar Black Light Gallery’de ziyaretçilerini bekliyor olacak.

Cameron’ın hayali atlası İstanbul’da 

Şimdi sizleri geçte olsa keşfettiğim bir sergi ile buluşturacağım. İstanbul Sinema Müzesi, sinema tarihinin en etkili anlatıcılarından James Cameron’ın yaratıcı evrenini mercek altına alan “James Cameron Sanatı” sergisiyle sanatseverlere ev sahipliği yapıyor. Yönetmenin çocukluk yıllarına uzanan çizimlerinden Avatar ve Terminator gibi sinema tarihine damga vurmuş yapımların görsel tasarımlarına kadar geniş bir seçki sunan sergi, yaklaşık 300 özgün eskiz, storyboard, kostüm ve sahne objesini bir araya getiriyor. Tematik bir kurguyla hazırlanan sergi alanı, Cameron’ın zihninde filizlenen fikirlerin sinema perdesine uzanan yolculuğunu gözler önüne sererken, izleyiciyi sinemanın görsel düşünme biçimiyle doğrudan temas ettiren etkileşimli bir deneyim vadediyor.

Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen bu kapsamlı proje, İstanbul’un sanat gündemine uluslararası ölçekte bir katkı sundu. Sinemayı  farklı bir formda da deneyimlemek isteyen herkes bu eşsiz sergiyi  28 Şubat 2026’ya kadar İstanbul Sinema Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

Şubat sahnesi: İstanbul’da seslerin buluşması

İstanbul, şubat ayında poptan rap’e, rock’tan senfonik denemelere uzanan zengin bir konser seçkisiyle müzikseverleri karşılıyor. Buray, 13 Şubat’ta Zorlu PSM sahnesinde aşk ve melankoli ekseninde şekillenen şarkılarını dinleyiciyle buluştururken, 7 Şubat’ta Lütfi Kırdar’da gerçekleşecek Rammstein Symphonic Experience, endüstriyel metalin sertliğini orkestral dokularla yeniden yorumlayarak alışılmışın dışında bir konser atmosferi sunuyor.

Ayın dikkat çeken duraklarından biri olan Şehinşah, 22 Şubat’ta Dorock XL’de kelimelerin gücünü sahne enerjisiyle birleştirirken, Athena 5 Şubat’ta Hilltown Seyirlik Sahne’de yıllardır kuşakları bir araya getiren dinamik repertuvarıyla kolektif bir coşku yaratmaya hazırlanıyor. Aynı tarihte Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne alacak Dedublüman, içe dönük anlatımı ve alternatif rock tınılarıyla duygusal bir akşam vadederken, Madrigal 13 Şubat’ta JJ Arena Ataşehir’de modern şehir ruhunu yansıtan şarkılarıyla şubat ayının müzikal panoramasını tamamlıyor. Hadi müzikseverler Şubat’ta eğlenmeye var mısınız?

Bir ismin ardında kalan boşluk: Hamnet 

Edebiyat dünyasında yankı uyandıran Maggie O’Farrell imzalı Hamnet, bu kez sinemanın duyusal diliyle izleyici karşısına çıkıyor. William Shakespeare’in erken yaşta yitirdiği oğlunun ardından şekillenen sessiz yas hâlini merkezine alan film, tarihsel anlatıdan çok duyguların izini süren şiirsel bir anlatı kuruyor. Söylenmeyenlerin, bakışların ve doğanın iç içe geçtiği bu sinemasal evren, Shakespeare efsanesinin arka planında kalan insani kırılganlığı görünür kılmayı amaçlıyor.

Film, 6 Şubat’ta Beyoğlu Majestik Sinema’da izleyiciyle buluşacak. Hamnet, kayıp ile yaratıcılık arasındaki ince bağı sezgisel bir anlatımla ele alırken, edebiyat ve sinemanın ortak hafızasında yankılanan bir boşluğu dolduruyor. Bu gösterim, sakin ama derin bir sinema deneyimi arayanlar için dikkat çekici bir durak niteliği taşıyor.

 

Yorum Yaz