Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Kültür ve sanatın bir şehrin hayatındaki yerini konuşurken çoğu zaman gözümüzü büyük kurumlara, üniversitelere, yayınevlerine ya da sanat merkezlerine çeviriyoruz. Oysa bazen bir şehrin kültürel hafızasını besleyen, insanları kitapla, sanatla ve düşünceyle buluşturan çalışmalar çok daha yakınımızda, gündelik hayatın tam içinde gerçekleşiyor.
Belediyecilik faaliyetleri deyince akla hâlâ çöp toplamak, yol yapmak, park düzenlemek, kaldırım onarmak gibi işler geliyor olabilir. Yani, bir semtin günlük hayatını kolaylaştıran hizmetler… Belediyecilik faaliyetlerinin uzun yıllar ekseriyetle bu işler üzerinden şekillenmiş olması göz önünde bulundurulduğunda aslında oldukça haklı bir akıl ediş…
Benim de bir belediyenin, bir şehrin kültür ve sanat hayatına nasıl katkı sunabileceğini düşünmeye başlamam bir belediyede çalışmaya başlamama denk düşüyor. İtiraf etmek gerekirse o zamana dek benim de belediyecilik algım yol, çöp ve parktan öteye gitmemişti.
Bu aydınlanma ile şunu fark ettim: İnsanların zihninde kültür ve sanat hâlâ biraz lüks bir ihtiyaç gibi duruyor. Bir sergi gezilecekse bilet alınmalı, bir konsere gidilecekse ücret ödenmeli, bir sempozyum düzenlenecekse bunu ancak üniversiteler yapmalı gibi görünmez kabuller var. Üstelik bu işlerin kamu kurumları eliyle yapılabileceğine, yapılsa bile yeterince nitelikli olabileceğine dair inanç da oldukça cılız.
Ama bilirsiniz, bazı ezberler bozulmak için vardır ve hiç bozulmayacağını sandığımız bu ezberlerin tersine dönüşü de her daim çok sesli olacaktır.
Kültür sanat deyip geçmemenizi öneririm
Tam da bu yüzden soruyorum: Bir ilçe belediyesinin kültür sanat faaliyetlerinden ne bekleyebiliriz?
Mesela, tam 10 yıldır her kültür sanat sezonunu Türk-İslam medeniyetinin önemli isimlerine ithaf edip bir yıl boyunca gerçekleştirilen programları o isim etrafında şekillendirmesini mi? 16 yıldır 23 Nisan'da dünyanın dört bir yanından gelen çocukları Esenler'de buluşturmasını mı? 6 yıldır film festivali düzenlemesini mi? 6. kez Öykü Günleri gerçekleştirerek Türk anlatısının nabzını tutmasını mı? Esenler Sanat Evi'nde 78 farklı branşta eğitim vererek binlerce insanın sanatla tanışmasına vesile olmasını mı?
Festivaller, sempozyumlar, söyleşiler, konserler, sergiler, öğrenci buluşmaları, atölyeler, geziler… “Tükenmeyiz saymak ile” düsturuna dayanarak bitmeyecek bu listeyi bir kenara bırakıyor ve müsaadenizle biraz başa dönerek bütün bu çalışmaların arkasında on yıldır sürdürülen anlamlı geleneğe gelmek istiyorum.
Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü'nde her sezon başında ciddi istişareler neticesinde bir Türk İslam büyüğü seçiliyor. Bu isim seçilirken başta ilçe olmak üzere şehirde, hatta ülkede bu şahsiyetin yeniden hatırlanması amaçlanıyor; kültür sanat etkinliklerinin de onun düşünce ve mirası çerçevesinde doğru biçimde planlanması gözetiliyor.
Seçilen isim, logoya dönüştürülüp duvarda yerini almakla sınırlı kalmıyor, yıl boyunca gerçekleştirilen etkinliklere, yayınlara, sergilere, öğrenci çalışmalarına ve kültürel üretimlere yön veriyor.
2025-2026 Kültür Sanat Sezonu'nda ise bu isim, düşünce dünyamızın müstesna mütefekkirlerinden Cemil Meriç'ti.
Cemil Meriç Kültür Sanat Sezonuna kuş bakışı bir seyir
Gelin, Cemil Meriç Kültür Sanat Sezonu boyunca gerçekleştirdiğimiz çalışmalara birlikte kuş bakışı bir seyre çıkalım.
Bir düşünce insanını anmak kolaydır. Adına bir program düzenler, birkaç konuşma yapar ve takvimin bir köşesinde yer açarsınız. Zor olan ise onu tekrar gündeme taşımak, yeni kuşaklarla buluşturmak ve bıraktığı mirası yaşayan bir zemine dönüştürebilmektir.
Cemil Meriç Kültür Sanat Sezonu'nu planlarken bizim de temel meselemiz buydu. Bir yıl boyunca salt Cemil Meriç'i anmayı değil, onun açtığı düşünce alanlarını farklı yaş gruplarıyla ve farklı mecralarla yeniden buluşturabilmek…
Cemil Meriç Kültür Sanat Sezonu'nun ilk adımı, Yıldız Teknik Üniversitesi Tarihi Hamamı'nda gerçekleştirilen sezon açılış programıyla atıldı. Açılışta, Cemil Meriç'in hayat hikâyesinin yapay zekâ teknolojisi kullanılarak kendi dilinden ve anlatımıyla kurgulandığı özel biyografi gösterimi büyük ilgi gördü. Katılımcılara ayrıca Cemil Meriç'in prestij baskılı Bu Ülke kitabı ve üzerinde "Bir satır daha okuyabilmek için karanlığı göze alabilir miydiniz? Bu okuma gözlüğü, Cemil Meriç'in okuma tutkusunun küçük bir nişanesidir." notunun yer aldığı özel tasarım bir okuma gözlüğü armağan edildi. Böylelikle sezon içerisindeki çalışmalara göz kırpan mahiyette bir gecede sezonumuzu açtık.
Sezon içinde ilk olarak Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi'nde bir Cemil Meriç Köşesi oluşturduk. Bu köşede bir mütefekkirin gündelik hayatına, çalışma düzenine ve hatıralarına dair izleri de görünür kılmaya çalıştık. Kızı Ümit Meriç'in katkılarıyla temin edilen kişisel eşyalar, fotoğraflar ve çalışma masasının yeniden kurgulanmasıyla ortaya çıkan bu alan, ziyaretçilerin kendini kısa bir an Cemil Meriç'in yanında hissetmesine vesile oldu.
Bu temasın bir başka durağı ise aile arşivinden seçilen fotoğraflarla hazırlanan "Bir Düşüncenin İzinde: Cemil Meriç" sergisi oldu. Bir ömür boyunca kelimelerle kurduğu ilişkiyi bildiğimiz Cemil Meriç'i bu kez fotoğrafların sessiz diliyle okumaya çalıştık. Beyaz Baston Haftası vesilesiyle gerçekleştirilen sergi, ziyaretçilere azim, mücadele ve üretimle örülmüş bir fikir yolculuğu sundu.
Elbette Cemil Meriç'i anlamanın yolu yalnızca onun hayatına bakmaktan geçmiyordu. Onu en doğru şekilde yine düşünceleri üzerinden konuşabilirdik. Bu sebeple sezon boyunca altı ayrı programdan oluşan Cemil Meriç Konuşmaları serisini gerçekleştirdik. Ümit Meriç'ten Mustafa Armağan'a, İsmail Erdoğan'dan Dursun Gürlek'e, Ahmet Kot'tan Ergün Meriç'e, Şahin Doğan'dan Sıddık Akbayır'a, Müslüm Batuk'tan Nihat Vuran'a kadar pek çok isim farklı yönleriyle Cemil Meriç'i ele aldı. Kimi onun fikir dünyasına odaklandı, kimi hatıralarını anlattı, kimi de eserlerinin bugüne söylediklerini yorumladı.
Yeterli mi? Belki. Ancak takdir edersiniz ki bir düşünce insanının gerçek anlamda yaşamaya devam etmesi, yeni okurlarla buluşmasına bağlıdır. Bu yüzden sezonun en kıymetli çalışmalarından birini Bir Kitap Bir Dünya projesi oluşturdu. Proje kapsamında 17 okulda toplam 365 öğrenci ve öğretmenle Cemil Meriç kitapları okundu, tartışıldı ve değerlendirildi. Belki de sezonun en anlamlı karşılaşmalarından biri buydu. Çünkü yıllar önce kaleme alınmış metinler, farklı yaşlardaki genç okurların zihninde yeniden hayat buldu.
Cemil Meriç'in düşünceleri konuşulur da bu düşüncelere şekil veren kelimeler unutulur mu? “Kamus namustur,” diyerek kelimelere yüklediği anlamı bugüne dahi taşıyan bir mütefekkirin bu hassasiyeti ayrıca üzerinde durulmayı hak ediyordu. Bu düşünceden hareketle Esenler Kültür sosyal medya hesaplarında "Cemil Meriç'in Kelimeleri" başlıklı özel bir çalışma yürüttük. Cemil Meriç'in eserlerinde sıkça karşılaştığımız kelimelerin izini sürerek onların etimolojik kökenlerine, anlam dünyalarına ve kültürel yolculuklarına yeniden baktık.
Sezon boyunca Cemil Meriç'i farklı sanat disiplinleri aracılığıyla da ele almayı murat ettik. İstedik ki kişi hangi disipline gönül vermiş olursa olsun, bulunduğu yerde Meriç'ten bir iz bulsun. Dünya Karikatüristler Günü kapsamında düzenlenen "Çizgilerle İrfan ve İdrak: Cemil Meriç Karikatür Sergisi" bu çalışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Farklı ülkeden ve farklı dilden onlarca karikatür sanatçılarının çizgileriyle yeniden yorumlanan Cemil Meriç'in kavramları, düşünce ile sanat arasında yeni bir buluşma zemini oluşturdu. Sergi sonrasında hazırlanan katalog ise bu çalışmanın kalıcı bir yayına dönüşmesini sağladı.
Yine sezon kapsamında görme engelli öğrencilerin kaleme aldığı şiirlerden oluşan Adana Oğuz Kağan Köksal Şiir Kitabı'nın yayına hazırlanması da bizim için ayrı bir anlam taşıyordu. Hayatının önemli bir bölümünü görme engelli olarak sürdüren Cemil Meriç'in adına gerçekleştirilen bir sezonda, görme engelli öğrencilerin şiirlerini kitaplaştırma çalışması hayli anlamlı bir karşılık buldu.
Sezonun düşünce ayağındaki en önemli çalışmalardan biri ise Cemil Meriç Düşünce Yazısı Yarışması oldu. Cemil Meriç'in düşünce üretimine verdiği değerden hareketle düzenlenen yarışma, bu hususta kalem oynatmak isteyen kişilerin meseleler üzerine düşünmesini, fikir üretmesini amaçladı. Yarışmanın ödülleri ise sezonun önemli duraklarından biri olan Cemil Meriç Sempozyumu'nda sahiplerini buldu.
Sempozyumun ardından hazırlanacak bildiri kitabı ve sezon boyunca gerçekleştirilen söyleşi, panel ve konferansların deşifre edilerek kitaplaştırılması da sezonun kalıcı çıktıları arasında yer alacak. Çünkü kültür sanat faaliyetleri çoğu zaman gerçekleştiği günle sınırlı kalmasıyla meşhurdur. Oysa biz, Cemil Meriç sezonunda ortaya çıkan birikimin gelecek yıllara da tam da bu hassasiyetle ulaşmasını arzuluyoruz.
Belki de bir kültür sanat faaliyetinin gerçek değeri burada ortaya çıkıyor. Programlar sona erip salonlar boşaldığında, afişler kaldırıldığında geriye kalanlarla…
İşte Cemil Meriç Kültür Sanat Sezonu boyunca yapmaya çalıştığımız şey de tam da buydu: Bir düşünce insanını hatırlamak, yeniden okumak, tekrar tekrar konuşmak değil, onunla adeta birlikte yaşamak.
O halde yeni sezonda yepyeni bir şahsiyetle görüşmek üzere. Sanatla kalın.
Yorum Yaz