Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Araştırmacı yazar İsmihan Şimşek’in kaleme aldığı Kodlanmış Kötülük, bir uyandırma alarmı. Kendimizi kaçınılmaz şekilde içinde bulduğumuz ve hatta neredeyse kaybolduğumuz dijital dünyayla mücadele etmenin yolu onu çok iyi bilmekten geçiyor. Kodlanmış Kötülük, bize bu imkânı sağlıyor.
Dijital medya ve peşi sıra büyük bir hızla hayatımıza giriveren yapay zekâ, kainat varolalı insanoğlunun karşısına çıkan imtihanların toplamını altın tepside sunuyor bize. Ya tehdit olarak görüp korku senaryoları üretiyoruz ya da sorgusuzca bu albenili dünyanın götürdüğü yere gidiyoruz. Ancak dijitalizm kuşatması karşısında gerçekçi bir tavır belirlemek için insanın zaaflarını ve dijital dünyanın hangi zaaflarımız üzerine bina edildiğini bilmek gerekiyor. İsmihan Şimşek, uzun zamandır kafa yorduğu, üzerine kalem oynattığı bu meseleleri Kodlanmış Kötülük adlı kitabında dikkatimize sunuyor. Evet, çalındığını düşündüğümüz ama halen bir miktar odaklayabildiğimiz dikkatimize…
Teknolojiyi insanlığın hayrına mı kullanacağız helakı için mi?
“Elimizde hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan bir yapay zekâ var ve bize, “dile benden ne dilersen,” diyor fakat biz, yine bizi eşrefi mahlukat seviyesine taşıyacak şeyler yerine esfele safilin seviyesine indirecek çiğ ve beşerî isteklerin peşindeyiz. Şeytanî kibir ve çiğliğimiz bizi bu teknolojileri kullanabilme olgunluğundan uzaklaştırıyor.” tespitiyle başlıyor söze İsmihan Şimşek. Ve tam da bu sebeple de dijitalizmin kâmil insan olma yolunda önümüzde bir engele dönüştüğünü söylüyor ve kitabın temel meselesini özetliyor: “Şimdi bizim, Hz. Süleyman gibi bu gücü ve potansiyeli insanlığın hayrına mı kullanacağız yoksa kendi helâkimizi mi hazırlayacağız, buna karar vermemiz gerekiyor.” Çünkü her çağ kendi araçları ile bir imtihan bahsi açıyor önümüzde. Değişmeyen şey ise insanî zaaflarımız ve bu açıklarımızı fark ederek tuzağa düşmeyecek donanıma sahip olma ihtiyacımız.
Dijitalizm yeni bir dine dönüştü
“Kodlanmış Kötülük kitabıyla tanıma ve tanımlama işlemini İslami ve imanî bir bakış açısından yapmaya, şeytanın örtülü vesveselerinin dijital dünyada nasıl karşılık bulduğunu ayet ve hadislerden yola çıkarak anlamlandırmaya çalıştım. Bir Müslüman olarak bize düşenin de hayatı bu pencereden bakarak yorumlamak olduğunu düşünüyorum.” diyen İsmihan Şimşek, karşımızdaki tehdit ve tehlikeyi şu cümlelerle tarif ediyor: “Dijitalizm, Allah’ın her yerde oluşunun, her şeye hükmedişinin, kaza ve kadere yön verişinin bir alternatifi olarak her şeyi gören ama kendisi görünmeyen mikroçiplerin onun yerine bakması, hükmetmesi ve yön vermesiyle kendi dinini ortaya koyuyor. Dijitalizm kendine has şeriatı, ritüelleri, peygamberleri, cemaatleri ve eşyaları ile “yeni dünya düzeni”ni kurmaya çalışıyor. Bu dinde zorlama yok. Hepimiz gönüllü olarak müntesipleriyiz ve yayılması için tebliğ görevimizi içtenlikle yerine getiriyoruz.”
Teknoloji, varlığın tüm çehreleriyle aramıza giriyor
Bilgi çağında olmak başlangıçta insanlığın geldiği en büyük aşamalardan biri gibi görünse de bunun artık pek de öyle olmadığı ortada. İsmihan Şimşek de “Bugün artık bilginin mahiyetinden çok, üretim hızı ve kitleler tarafından ne kadar kısa zamanda paylaşılıp benimsendiği önemli. Tabii bu hız ve büyük kitlelere erişim bilgiyi enformasyona çevirdi; bilgi kirliliğini ve aşırı bilinçsiz bir tüketimi de beraberinde getirdi.” diyerek bozulan illüzyona işaret ediyor. “İsviçreli edebiyatçı Max Frisch, Homo Faber isimli romanında teknolojinin, “dünyayı, onu deneyimlemek zorunda kalmayacağımız biçimde düzenleme marifeti” olduğunu söylüyor. Böyle baktığımızda teknoloji, Allah’ın ayetlerini okumak için gözümüzü çevirdiğimiz evrenle, doğayla, varlığın tüm çehreleriyle aramıza giren bir paravan oluyor.” cümleleri ise bizi bekleyen asıl tehlike ve karanlığa dikkat çekiyor. Evet artık kendi idrakimizi kullanmaktan giderek uzaklaşıyoruz. Çünkü gözlerimiz bizi her yandan kuşatan ekranlara sabitlendi.
Duygularımızı sömürü rejimine teslim ediyoruz
Kodlanmış Kötülük, dijitalleşmenin adım adım insanın ve toplumların fıtratını nasıl değiştirdiğini anlatırken kullandığı yöntemin de altını çiziyor. “Söz’ün yerini ‘sayı’nın aldığı, görünmeyenin gizliliği yerine görünenin belirginliğini tercih eden bir zihin yapısı inşa edildi. Tam manasıyla kavrayamadığını görünür kılarak somutlaştıracak, böylece görüntüler, imajlar dünyasında “anlam” sınırlı hâle gelecekti. Anlamı kaybetmek bizi de zamanla metalaştırır, algılarımızı sınırlandırır. Anlam sınırlandırıldığında hâkim olmak kolaylaşır. Hâkim olabilmek gücü beraberinde getirir, güç, varlığı daha da sağlamlaştırır.” Son yıllarda yaşadığımız tam olarak bu. İnsanlar kendi rızaları ile bir veri yığını hâline getirilerek iradelerini dijitalizmi inşa eden şirketlere teslim ediyor. “Görsel teknolojiler yoluyla sürekli gözetleniyor olmak siyasi iktidarlar açısından büyük kentlerde güvenliği sağlama temelinde meşrulaşırken, gösteri aynı zamanda bireysel medyalar aracılığıyla kendi rızamızla dahil olduğumuz bir sömürü rejimine dönüşmüş durumda. Bu hem paramızı hem bedenimizi hem de duygularımızı sömüren dijital dünyaya, sürekli alışveriş yaparak, paramızı, ailemizi, yaşam tarzımızı teşhir ederek; bedenimizi, hayatımızı, hissettiklerimizi, ilişkilerimizi dijital dünyaya taşıyarak, duygularımızı sömürü rejimine teslim ediyoruz.” diyen İsmihan Şimşek, bu gönüllü köleliğe nasıl teslim olduğumuzu da özetliyor.
Yorum Yaz