Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Mayıs 2026’da Duino Kitap etiketiyle yayımlanan Akın Yanardağ’ın yeni şiir kitabı Geçiyordum Gördüm, şairin şiir yolculuğunda yeni bir durak olarak okunabilir. Üzgün Ağaç Ağıdı, Aşka Şirk Günleri, Vaktidir ve Çêbero Eflatûn kitaplarının ardından gelen eser, şiiri yalnızca duygusal bir ifade alanı olarak görmüyor; düşünce, kültür ve sanatlar arası bir karşılaşma zemini olarak ele alıyor. Altı bölümden oluşan kitap, Carlos Fuentes’ten Jorge Luis Borges’e, Hallac-ı Mansur’dan Binali Duman’a uzanan geniş bir kültürel hafızayı şiirsel bir düzlemde yeniden dolaşıma sokuyor. “Bütün Mutlu Aileler”, “Söylenmemiş Koro Parçaları”, “Öteki Soruşturmalar”, “Tavasin”, “He He” ve “Filmler” başlıklı bölümler, farklı düşünce ve sanat alanlarını bir araya getiren çok katmanlı bir yapı kuruyor.
Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri, farklı sanat dalları ve düşünce gelenekleriyle kurduğu ilişkidir. Özellikle “Filmler” bölümünde sinemanın anlatı olanakları şiirin diliyle yeniden yorumlanırken, “Tavasin” bölümünde Hallac-ı Mansur’un düşünce dünyası modern şiirin sorgulayıcı atmosferi içinde yeniden ele alıyor. Burada yalnızca bir gönderme söz konusu değil. Yanardağ, bu isimleri ve metinleri şiirin içinde yeniden kurarak kendi poetik evreninin parçası hâline getiriyor. Hallac-ı Mansur üzerine yazılan şiirlerde benlik, hakikat ve varoluş meseleleri öne çıkıyor. “Ben susunca zehir / konuşunca iksir” gibi dizelerde dil hem kurtuluşun hem de çıkmazın alanı olarak belirir. Hallac’ın hakikat arayışı, modern bireyin kendini tanıma ve kurma çabasıyla buluşuyor. Böylece tarihsel bir figür, çağdaş insanın sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. “Filmler” bölümünde ise sinema, şiirin düşünme biçimlerinden biri hâline geliyor. Film karakterleri ve sahneler şiirin içinde yeni anlam katmanları oluşturuyor. Sinemanın görselliği ile şiirin çağrışımsal dili arasındaki ilişki, kitabın genel poetikasını da destekliyor. Yanardağ’ın şiiri yalnızca duygudan değil, düşünsel birikimden ve okuma deneyiminden de besleniyor. Borges’ten Hallac’a, sinemadan edebiyata uzanan göndermeler bir bilgi gösterisine dönüşmez; şiirin anlam dünyasına hizmet eder. Bu nedenle okur, referansları bilse de bilmese de şiirle bağ kurabilir; ancak bu kaynakları tanıdıkça yeni katmanlar keşfeder.
Zaman, bilinç ve benlik soruşturmaları
Kitabın “Öteki Soruşturmalar” bölümünde ise zaman, bilinç, benlik ve varoluş soruları öne çıkıyor. Pascal, Coleridge, J. W. Dunne ve Wells gibi isimlere yapılan göndermeler, şiirlerin düşünsel yönünü güçlendirir. Kapı, duvar, ayna ve labirent gibi imgeler insanın iç dünyasına açılan semboller olarak kullanılır. “Duvar, Kitaplar” şiirinde geçmişten kurtulma ve kendini yeniden kurma isteği dikkat çeker. “Bir anlığına silmek için tüm geçmişi” dizesi bu arayışın özünü oluşturuyor. “Pascal’ın Küresi” şiirinde ise bireyin kendi sınırlarını aşma çabası işlenir. “Sen kendine sığmazsın / dünyalara bile” dizeleri insanın sonsuzlukla kurduğu ilişkiyi sorguluyor.
“Pascal” şiirindeki “Çakıl taşları içindeki evren” ifadesi, büyük olanın küçük ayrıntılarda saklı bulunduğu düşüncesini yansıtır. “Coleridge’in Çiçeği” ve “Coleridge’in Düşü” şiirlerinde ise rüya ile gerçeklik arasındaki sınırlar bulanıklaşır; zamanın doğası sorgulanır. “Zaman ve J. W. Dunne” şiirinde insanın yalnızca tek bir zamanda var olup olmadığı sorusu öne çıkar. “İnsanda kaç yerde / zihinde kaç yerde / zamanda kaç yerde” dizeleri bu düşüncenin merkezindedir. “Doktor Américo Castro’nun Tehlike İşaretleri” şiiri insanın bütün yolculuklarının sonunda yine kendisine döndüğünü anlatırken, “Zavallı Bireyselliğimiz” şiiri modern insanın yalnızlığına ve aidiyet sorununa odaklanır. Bölümün sonlarındaki “Birinci Wells” şiiri ise insan ilişkilerinin çoğu zaman küçük ayrıntılar üzerinden kurulduğunu hatırlatır: “Belki sevilmelerinin ilk nedeni nüanslardır.” Genel olarak Geçiyordum Gördüm, şiiri yalnızca bireysel duyguların değil, düşünceyi, kültürel hafızayı ve sanatlar arası etkileşimi de içine alıyor. Hallac-ı Mansur’un düşünsel mirasını, sinemanın estetik olanaklarını ve felsefi sorgulamaları şiirin içinde buluşturan Akın Yanardağ, okuru yalnızca okumaya değil, düşünmeye de davet ediyor. Bu yönüyle kitap, modern Türk şiirinde dikkat çekici ve zengin bir eser olarak öne çıkıyor. Akın Yanardağ’ın yeni kitabının yolu açık olsun.
Yorum Yaz