Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu Litros Sanat’ın yeni sayısına konuğumuz olarak sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Kütüphaneler, kitaplar, yayım dünyası ve faaliyetleri üzerine konuşan Beyoğlu, “Kütüphane hizmetleri alanındaki en önemli politikalarımızdan biri bilgiye ve kütüphane hizmetlerine erişimde fırsat eşitliğini sağlamak. Bu çerçevede hem hizmetin coğrafi dağılımının homojen olmasına hem de başta dezavantajlı gruplar olmak üzere toplumun tamamına eşit ve erişilebilir hizmetler sunmaya yoğun gayret gösteriyoruz. Ancak artık Anadolu ve büyük şehirlerdeki kütüphaneler arasında bir fark olmadığını ve hatta Anadolu’nun her köşesinde gerçekleştirdiğimiz kütüphane yatırımları sayesinde Anadolu’daki birçok kütüphanemizin büyükşehirlerdeki bazı kütüphanelerimizden daha iyi ve modern imkânlara sahip hale geldiğini söyleyebilirim…” dedi.
“Artık kütüphaneler yaşam merkezleri haline geldi”

Son yıllarda Türkiye'de kütüphanelerin dönüşümünü nasıl değerlendiriyorsunuz? En büyük değişim sizce ne oldu?
21. yüzyıl değişim hızının iyiden iyiye arttığı ancak bir yandan da değişimin çok daha karmaşık ve öngörülemez hale geldiği bir zaman dilimi… Bilgi toplumunun yükseldiği yani bilginin temel üretim ve güç kaynağı olduğu, yaşam biçimlerinin iletişim ve bilgisayar teknolojileri ile yeniden şekillendirildiği, çoğul uzmanlık ve çoğul işlevliliğin önemli bir gereksinim haline geldiği bu çağın şartları, insanın sürekli olarak eğitime gereksinim duymasına neden oluyor. Bu değişimin muhteviyatı ve hızı, birçok toplumsal ve kamusal yapı ve kurum gibi kütüphanelerin de geleneksel yaklaşımlarla ilerlemeleri durumunda değişimin gerisinde kalma riskini güçlü bir şekilde ortaya çıkardı. Kütüphaneciler ve kütüphane hizmeti üreten kuruluşlar birer kültür ve eğitim kurumu olan kütüphanelerin toplumsal önemini yitirmesinin önüne geçmek için bir arayış içine girdi ve bir refleks gösterdi.
Bu arayış kütüphaneleri, hizmetlerini kullanıcı odaklı bir yaklaşımla yeniden şekillendirmeye yöneltti. Bu süreçte kütüphaneler ayrıca birer toplumsal iletişim ve güvenli sosyalleşme alanına dönüştü. Yaşam boyu öğrenme, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve girişimcilik kütüphanelerin hizmet stratejilerinin birer parçası haline geldi.
Bu dönüşüm içinde kütüphanelerin, toplumların kültürel mirasını koruyup geleceğe aktaran en önemli kültürel bellek kurumlarından biri olmaya ve en temel görevlerinden biri olan toplumun bilgi gereksinimlerini karşılama işlevini gerçekleştirmeye devam etmesini muhakkak sağlamalıyız. Ancak bilginin saklandığı ve paylaşıldığı bu mekânların, zamanla bilgi depolama alanları olmanın ötesine geçerek, toplumların düşünsel ve kültürel gelişiminde kritik roller üstlenmeye başladığını da göz önünde bulundurmalıyız. Zannediyorum bu değişime paralel olarak toplumun kütüphanelere yönelik hizmet beklentilerinin dönüşmesi bir diğer önemli değişim dinamiği oldu.
Günümüzde ise bu dönüşüm farklı bir boyut kazandı. Artık kütüphaneler, araştırmaların yapıldığı, yaratıcı fikirlerin geliştirildiği, kültürel ve sanatsal etkinliklerin gerçekleştirildiği ve okul dışı eğitimle sosyal etkileşimin bir arada yürüdüğü yaşam merkezleri haline geldi. Ülkemizde de kütüphane hizmetleri çok boyutlu ve çok katmanlı bir hal aldı.
Yakın dönemde iki abidevi eser bu değişim ve dönüşüm sürecinin yönünü belirleyen birer eşik olarak hayata geçti. Biri Cumhurbaşkanlığımızca hayat geçirilen an itibariyle dünyanın en önemli kütüphanelerinden biri haline gelen Millet Kütüphanemiz, diğeri ise sunduğu hizmetler ve ortaya koyduğu kütüphanecilik modeli ile Avrupa’da ve dünyada büyük takdir toplayan ve örnek gösterilen bir kültür yatırımı olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hizmete kazandırılan Rami Kütüphanesi… Ülkemizde bu iki büyük eserden ilham alan kütüphanelerin sayısı her geçen artmaya devam ediyor.
Bakanlığımıza bağlı kütüphanelerde artık milyonlarca kullanıcımıza bilgi okuryazarlığından, bilgi ve bilişim teknolojilerine; çevresel sürdürülebilirlikten, insani bilimlere; sanattan, hobilere; tasarımdan, dil becerilerine kadar çok geniş bir yelpazede eğitim ve kültür içeriği sunar hale geldik. Artık kütüphanelerimizi ülkemizin sosyal, kültürel ve bilimsel kalkınmasına katkıda bulunabilen birer fikri “üretim” ve “fırsat” merkezine dönüştürecek hizmet içeriğine kavuşturmak için çaba harcıyoruz. Bu yeni yaklaşımla kütüphaneler okuma kültürünü yaygınlaştırmanın yanı sıra bireylere deneyimleme yoluyla bilgi edinme, bilgiyi yeniden üretme ve bu şeklide farklı alanlarda üretime katılma imkânları sunuyor.
Kütüphanelerimizi mekânsal ve işlevsel olarak geliştirdikçe ve hizmet içeriklerinin zenginleştirdikçe kullanım istatistikleri ve kitap varlıklarında da tarihi rekorlara imza atıyoruz. Toplam kütüphane kullanım alanı sadece son 8 yıl içinde 315 bin m2’den yaklaşık 900 bin m2’ye çıktı. 2025 yılı sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı halk kütüphanelerinde üye sayısının 7.16 milyon kişiye, kullanıcı sayısının 39,2 milyon kişiye ve toplam kitap sayısının 26 milyona erişmesiyle bu üç alanda da tüm zamanların rekorları kırıldı.
“Kütüphaneler bilgiye erişim imkânlarının daha çeşitlendiği alanlar olacak”
Dijitalleşme çağında fiziksel kütüphanelerin rolü nasıl değişiyor? Geleceğin kütüphanesini nasıl hayal ediyorsunuz?
Kütüphaneler iletişim becerileri, üst düzey düşünme becerileri, kültürlerarası beceriler, bilgi okuryazarlığı, matematik ve fen okuryazarlığı, teknoloji okuryazarlığı, eleştirel düşünme ve problem çözme, dil becerileri, girişimcilik, yenilikçilik, verimlilik gibi bu çağın gerektirdiği becerilerinin gelişimine katkıda bulunacak yapılar haline geliyor. Bu yetenekleri geliştirmeye yönelik uygulamalı ve pekiştirici etkinlik ve faaliyetler artık kütüphanelerde sunulan hizmetlerin bir parçası haline geldi. Bakanlığımıza bağlı birçok halk kütüphanesinde ve özellikle yeni açtığımız kütüphanelerimizde robotik kodlama atölyelerinden, geleneksel el sanatı atölyelerine; bilim ve matematik atölyelerinden, resim ve müzik atölyelerine; cep sinemalarından üç boyutlu yazıcı atölyelerine, VR bölümlerinden tarımsal üretim deneyimleme alanlarına; bilişim sınıflarından okuma kulüplerine çok çeşitli imkânlar yer alıyor. Bu şekilde kütüphanelerimizi aynı zamanda örgün eğitime katkı sağlayabilecek okul dışı eğitim alanları olarak konumlandırıyoruz.
Geleceğin kütüphaneleri zannediyorum bu hizmetlerin daha ileri düzeyde gerçekleştirildiği, dijital ve fiziksel dünyalar arasındaki bütünleşmenin daha da yoğunlaştığı ve bilgiye erişim imkânlarının daha çeşitlendiği alanlar olacak.
Dijital çağın en temel sorunlarından biri yanlış bilginin inanılmaz bir hızla yayılması ve dezenformasyon… Bilgi kaynağı bolluğu içinde güvenilir bilgiye erişim sıkıntısı çekiyoruz. İnanıyorum ki dijital çağda kütüphaneler, kütüphanecilerimiz ve kütüphane çalışanlarımız sayesinde doğru ve güvenli bilgiye erişim için güvenli birer liman olacak. Kütüphanelerimizde hem fiziksel ortamlarda hem de dijital kaynaklarda araştırma yaparken bilgi ihtiyacını doğru tanımlama, bilgi arama metotlarını öğrenme, bilgiyi arama, bulma, seçme, kullanma, düzenleme, sınıflandırma, yorumlama ve yeni bilgiyi mevcut bilgi ile bütünleştirme becerilerinin kazandırılması noktasında daha önemli roller üstlenecek ve daha hayati bir pozisyona sahip olacak.
“Gençlerimizin kitaba daha fazla maruz kalmalarını sağlamalıyız”
Gençlerin kitap okuma alışkanlığı konusunda iyimser misiniz? Elinizdeki veriler size ne söylüyor?
Kesinlikle iyimserim. Çocuklar ve gençlerimizin okuma davranışlarındaki değişim ve dönüşümü daha iyi analiz eder ve buna göre okuma kültürünü geliştirici tedbirler alırsak bu iyimserliğin somut bir karşılığı olacağından da eminim.
Çocukların ve gençlerin kitaplarla daha az ilişki kuruyor olması dünya genelinde üzerinde durulan ve çözülmesi için çeşitli çareler aranılan bir problem… Yani küresel bir sorun… Aksi yönde görüşler ve araştırmalar olsa da ağırlıklı olarak dijital medya, ekranlar, akıllı telefonlar, oyunlar ve işitsel-görsel içeriklerin çokluğu okuma eylemini zayıflatan ana etken olarak görülüyor. Birçok ülkede yapılan araştırmalar gençlerde ekran sürelerinin giderek uzadığını, odaklanma süresinin oldukça kısaldığını, okuma davranışlarının dönüştüğünü ve yüzeyselleştiğini, derinlikli metinlerin daha az okunur hale geldiğini bize anlatıyor.
Bu durum çocukları ve gençleri okumaya yönlendirmede geleneksel metotların yerine yenilikçi ve çok yönlü yöntemleri kullanmamız gerektiğini bize gösteriyor. Bu çerçevede okuma eylemini çocuklarımız ve gençlerimizde yerleşik bir davranış haline getirmek için klasik ve didaktik yaklaşımlar yerine multidisipliner ve etkileşimli metotları seçmek zorundayız. Bu noktada ailelere, okullara ve elbette kütüphanelere önemli görevler düşüyor. Bu çerçevede ailelerimize ve ebeveynlerimize bu konuda destek olmak üzere ülkemizin dört bir yanında bebek ve çocuk kütüphaneleri açıyoruz. Şu anda ülke genelinde 80’nin üzerinde müstakil bebek ve çocuk kütüphanemiz var.
Bu çerçevede kütüphanecilerimize ve kütüphane çalışanlarımıza düşen en önemli görevlerden birinin de çocuklar ve gençlerimizin kitaba daha fazla maruz kalmalarını sağlamak olduğuna inanıyorum. Bu amaç doğrultusunda kitabı, metni ve anlatıyı merkeze alan etkileşimli okuma etkinlikleri, masal saatleri, rehberlik ve eğitim etkinlikleri, yaratıcı dramalar, okur-yazar etkinlikleri, kültürel ve sanatsal faaliyetler ve bilimsel etkinlikleri gerçekleştiremeye gayret gösteriyoruz. Geçen yıl halk kütüphanelerimizde gerçekleştirdiğimiz 33.845 kültürel, sanatsal, eğitsel ve edebi etkinliğe 1.935.186 kişi katıldı.
Öte yandan okuma kültürünün geliştirilmesi ve kitabın toplumsal hareketliliğin vuku bulduğu her alanda vatandaşımızın ayağına götürülmesi anlayışıyla çalışmalar yürütüyoruz. AVM, gar, havalimanı ve ihtisas kütüphanelerimiz, cezaevi yerleşkelerindeki adalet halk kütüphanelerimiz ve yeni bir tür olarak yakın zamanda devreye aldığımız hastane kütüphanelerimiz ile hayatın aktığı her yerde kütüphanelerimizi var etmeye çalışıyoruz. Öte yandan yerleşik kütüphane hizmetlerinden yararlanamayan vatandaşlarımız için, modern kütüphane hizmetlerinin neredeyse tamamının içinde verilebildiği otobüslerden oluşan 78 araçlık bir gezici kütüphane filomuz bulunuyor.
2025 yılı sonu itibarıyla halk kütüphanelerimiz, Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırarak 39 milyonun üzerinde kullanıcıyı ağırladı. Son on yıl içinde üye sayımız %424 gibi muazzam bir artış oranıyla 7,2 milyonu aştı. Umut verici bir diğer veri 7,2 milyon üyemizin yaklaşık % 80’inin 30 yaşına kadar olan genç bireylerden oluşması... 2025 yılı itibariyle kişi başına düşen üretilen kitap sayısı 8,2…
“Türkiye ve dünyadaki kütüphanelere öncülük ediyoruz”
Yapay zekâ, dijital arşivleme ve bilgiye erişim süreçlerini nasıl etkileyecek? Kütüphaneler bu dönüşüme hazır mı?
Dünya ölçeğinde kütüphanecilik son dönemde “Toplum 5.0” sürecinin insan merkezli hizmet yaklaşımı ile uyumlu bir biçimde siber-fiziksel sistemlerin entegrasyonu ile bilgi erişimini kolaylaştırma, dijital ve fiziksel dünyalar arasındaki entegrasyonu güçlendirerek yenilikçi hizmet modelleri oluşturma, üretim ve kalkınma süreçlerine destek olma, kültürel mirası dijital ortamlarda koruma ve erişilebilir kılma hedefleri üzerinde yoğunlaşıyor.
Biz de sahada yürüttüğümüz birçok çalışma ile bu sürece ayak uyduruyoruz ve hatta birçok açıdan Türkiye ve dünyadaki kütüphanelere öncülük ediyoruz. Son yıllarda yoğunlaştırdığımız çabalarımız ile kütüphanelerimizde geniş çaplı bir dijital dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Yapay zekâ başta olmak üzere teknoloji ve yazılım dünyasındaki yenilikler kütüphanecilik için heyecan verici ve ufuk açıcı fırsatlar sunuyor.
Bir yandan “Yapay Zekâ Temelli Kütüphaneler” projesi ile sesli iletişim kurulabilen dijital kütüphane asistanları ile bilgiye erişim sınırlarını olabildiğince genişletiyoruz. Öte yandan Millî Dijital Kütüphane Projesi ile Milli Kütüphanedeki milyonlarca bilgi kaynağını hızla dijitalleştiriyor, il ve ilçe halk kütüphanelerimizdeki dijital erişim istasyonları ile sayısız kaynağı ülkemizin dört bir yanında erişilebilir hale getiriyoruz. Çevrim içi akademik veri tabanı sayısı 35’e çıkardık ve on milyonlarca akademik kaynağı araştırmacılara ulaştırıyoruz.
Millî Kütüphane dijitalleştirme altyapısı ve makine parkuru geliştiriliyor, dijitalleşme çalışmaları hız kazanıyor. 2025 yılında 2.132.697 dijital poz üretmiştik. 2026 yılı hedefimiz ise 4 milyon yeni poz… Ancak şunu belirtmeliyim ki biz teknolojiyi bir hedef olarak değil; insanın bilgiyle kurduğu ilişkiyi güçlendiren bir araç olarak ele alıyoruz. Yapay zekâdan artırılmış gerçekliğe, büyük veriden nesnelerin internetine kadar her yeniliği erişilebilirliği ve sürdürülebilirliği önceleyen bir anlayışla hizmetlerimizle bütünleştiriyoruz.
“Yayıncılık sektörü özellikle son 20 yılda çok ciddi bir büyüme ivmesi yakaladı”
Türkiye'nin yayıncılık sektörünün bugün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlar nelerdir? Bunlara yönelik çözüm önerileriniz neler?
Yayıncılık sektörü kültürel yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamak bakımından hayati önem taşıyan bir üretim alanı. Yayıncılık gerek kültürel değeri gerek önemli bir üretim alanı olarak kültür endüstrilerine yaptığı ekonomik katkı, gerekse de yarattığı istihdam ile ülkemizin için katma değer yaratan kıymetli bir sektör. Biz de Bakanlık olarak kütüphane koleksiyonlarımızı geliştirmek için yayıncılarımızda her geçen yıl ciddi oranda artan miktarlarda kitap alımı gerçekleştirerek, yayıncılık sektörümüzün dışa açılımını ve uluslararası kitap fuarı katılımlarını istikrarlı bir şekilde destekleyip yeni pazarlara açılmasını sağlayarak, çeviri faaliyetleri ve çeviri destek fonlarıyla telif ihracatını besleyerek ve edebi üretimi teşvik ederek sektöre destek olmaya çalışıyoruz. Yayıncılık sektörü özellikle son 20 yılda çok ciddi bir büyüme ivmesi yakaladı. Ancak sektörün devam eden bazı yapısal problemleri de var. Bu yapısal problemlerin çözülmesi ve geleceğe yönelik daha güçlü adımların atılması için sektörde profesyonelleşme ve kurumsallaşmanın artması, mesleki standartların oluşturulması, insan kaynağının nicelik ve nitelik bakımından daha da geliştirilmesi, sektörde rekabetçi üretim ve verimlilik süreçlerinin güçlendirilmesi, gençlerimizin yayıncılığı bir mesleki kariyer alanı olarak görmesinin sağlanması, ar-ge ve yenilikçiliğin yayıncılığın çalışma kültürünün güçlü bir bileşeni haline getirilmesinin hayati önem taşıdığına inanıyorum.
“Toplumsal düzeyde ise okuma kültürünü geliştirmek çok kolay bir iş değil”
Çocuklara ve gençlere okuma kültürünü kazandırmak için sizce en etkili yöntem nedir?
Çocuklar ve gençlerimizin kitaplara daha fazla zaman ayırmasına engel olan bunca caydırıcı etken varken doğrusu bireysel düzeyde okuma alışkanlığını toplumsal düzeyde ise okuma kültürünü geliştirmek çok kolay bir iş değil. Geleneksel didaktik yöntemlerin yerine çok aktörlü, çok yönlü ve çok katmanlı bir yaklaşım benimsemek gerekiyor. Ailelere, okullara ve kütüphanelere ayrı ayrı görevler düşüyor. Ama en önemlisi çocuklara ve gençlere kulak vermek gerekiyor. Onların beğenilerine saygı duymak, okuma gereksinimleri ve değişen okuma davranışlarını iyi tahlil etmek ve buna göre çözümler geliştirmek gerekiyor. Bütünlükçü bir yaklaşımla ömürleri boyu sürecek bir okuma sevgisini onlara aşılamalıyız. Okuma eyleminin ve kütüphanelerin onların yaşam boyu öğrenme süreçlerine ve akademik başarılarına sağlayacağı mutlak katkıyı onlara iyi anlatmalıyız. Bir taraftan kendi beğeni ve gereksinimleri doğrultusunda okuma yapmalarına izin vermeli, diğer taftan da dengeli bir yaklaşımla onları düşünsel, kavramsal ve bilişsel gelişimlerine daha fazla katkı sağlayabilecek daha derinlikli okumalar yapmaya teşvik etmeliyiz.
“Artık Anadolu ve büyük şehirlerdeki kütüphaneler arasında bir fark yok”
Anadolu'daki kütüphaneler ile büyük şehirlerdeki kütüphaneler arasında fırsat eşitliğini sağlamak adına hangi projeler öne çıkıyor? Ya da sizce neler yapılmalı?
Kütüphane hizmetleri alanındaki en önemli politikalarımızdan biri bilgiye ve kütüphane hizmetlerine erişimde fırsat eşitliğini sağlamak. Bu çerçevede hem hizmetin coğrafi dağılımının homojen olmasına hem de başta dezavantajlı gruplar olmak üzere toplumun tamamına eşit ve erişilebilir hizmetler sunmaya yoğun gayret gösteriyoruz. Ancak artık Anadolu ve büyük şehirlerdeki kütüphaneler arasında bir fark olmadığını ve hatta Anadolu’nun her köşesinde gerçekleştirdiğimiz kütüphane yatırımları sayesinde Anadolu’daki birçok kütüphanemizin büyükşehirlerdeki bazı kütüphanelerimizden daha iyi ve modern imkânlara sahip hale geldiğini söyleyebilirim. Son 10 yılda 500’yakın yeni ya da yenilenmiş kütüphanemizi hizmete aldık. Modern kütüphane hizmeti imkânlarına sahip kütüphanelerimizin coğrafi dağılımını genişletmek için yoğun gayret gösterdiğimiz gibi engelliler, hastalar, hükümlüler, mevsimlik işçiler, göçmenler, kimsesiz çocuklar ve uzak kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız gibi pek çok dezavantajlı toplumsal grubu kütüphane hizmetlerinden faydalandırmak için çok sayıda hizmet yürütüyoruz.

“Çok sayıda atölye ve eğitim etkinliği düzenliyoruz”
Kütüphanelerde düzenlenen kültür, sanat ve eğitim etkinliklerinin toplum üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu etkinliklerin topluma çok yönlü etkilerinin olduğunu söyleyebilirim. 1300’ü geçen sayısıyla kütüphanelerimiz her şeyden önce Bakanlığımıza bağlı olarak ülkenin dört bir köşesine hizmet götüren ve en fazla sayıda hizmet noktası olan kültür kurumları. Öte yandan bu etkinlikler ile kitap ve kütüphaneyi başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın gündemine taşıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz etkinlikler ile kütüphanelerimizin daha çok tercih edilen kültürel mekânlar olmasına katkıda bulunuyor, okuma kültürünün gelişimine destek oluyoruz. Ayrıca kütüphanelerimizin ülkemizin kültürel, sosyal ve ilmi kalkınmasına katkıda bulunan kurumlar haline gelmesi hedefimiz doğrultusunda vatandaşlarımızın üretim süreçlerine dâhil olmalarını ve üretim bilgi ve becerilerini arttırmalarını sağlayacak çok sayıda atölye ve eğitim etkinliği düzenliyoruz. Kullanıcılarımızın kariyer ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunuyor, yerel ürünler ve geleneksel üretime yönelik bilgi ve donanımlarının artmasına destek olmaya çalışıyoruz.
“Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği en önemli uluslararası diplomasi temalarımızdan birisi”
Uluslararası platformlarda Türkiye'nin kütüphanecilik alanındaki konumunu nasıl görüyorsunuz? Hangi alanlarda örnek gösterildiğimizi düşünüyorsunuz?
Bakanlık olarak kütüphane hizmetleri alanına yaptığımız ciddi yatırımlar ve son yıllarda çok önemle üzerinde durduğumuz kültürel diplomasi faaliyetleri sayesinde Türkiye kütüphane hizmetleri alanında dünyada örnek gösterilen bir ülke haline geldi. Türkiye’nin kütüphanelere yatırım yapma iradesini bu denli güçlü bir şekilde ortaya koyması ciddi biçimde ilgi çekiyor ve takdir topluyor.
Genel Müdürlüğümüz; Türkiye’yi uluslararası bilgi ortaklıklarının merkezine yerleştirmeyi, teknolojik dönüşümle zenginleşmiş, yenilikçi ve sürdürülebilir bir kütüphane modelini dünya genelinde paylaşmayı en önemli hedeflerinden biri haline getirdi. Bu doğrultuda Genel Müdürlüğümüzce yürütülen kültürel diplomasi çalışmaları kapsamında, yayıncılık ve kütüphanecilik alanında küresel köprüler kurmak amacıyla 2024 yılında 6 kıtada 37 farklı ülkede, 2025 yılında ise 5 kıtada toplam 37 farklı ülkede çok yönlü ikili ve çoklu uluslararası temaslar gerçekleştirildi.
Bu süreçte Milli Kütüphane ve halk kütüphanelerimizdeki çalışmalar ile kütüphane teknolojileri ve kütüphane otomasyon altyapılarında dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri haline geldik. Kütüphane teknolojileri ve otomasyon sistemlerinde kendi ürünlerimizi geliştiriyor ve bunları çeşitli ülkelere ihraç ediyor ya da ihraç etmek üzere görüşmeler yürütüyoruz.
Yeşil kütüphaneler, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği en önemli uluslararası diplomasi temalarımızdan birisi. Nitekim Banaz İlçe Halk Kütüphanesi ve Burdur İl Halk Kütüphanemiz ile IFLA başta olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşların yarışmalarında dereceler kazandık. Son olarak Rami Kütüphanesi ile IFLA’nın yeşil kütüphane ödülleri büyük projeler kategorisinde finale yükselerek ilk üç kütüphane arasında yer aldık. 10-12 Ağustos 2026 tarihlerinde Güneykore’nin Busan Şehri’nde düzenlenecek IFLA genel kurulu kapsamında düzenlenecek ödül töreninden de birincilik ödülüyle döneceğimizden şüphem yok.
Öte yandan Türk kütüphaneciliği teknoloji kullanımı ve Bakanlığımızca yürütülen projeler sayesinde özellikle yapay zekânın kütüphanelerde kullanımını mümkün kılan ürün ve yazılımları ile uluslararası alanda ön plana çıkmaya ve takdir toplamaya başladı.
“Kuluçka merkezi kurmak da hedeflerimiz arasında yer alıyor”
Önümüzdeki beş yıl içinde hayata geçirmeyi en çok istediğiniz projeler nelerdir?
Kurum olarak önümüzdeki 5 yıl içinde kütüphanecilik ve yayıncılık alanlarında hayata geçirmek istediğimiz çok sayıda proje var elbette. Ancak ben bunlardan kültür hayatımıza değer katacağına inandığımız bazı projeleri sıralamaya çalışayım.
Önümüzdeki beş yıl içinde ülkemizde okuma kültürünün gelişimine ivme kazandıracak çok bileşenli ve uzun soluklu bir ulusal kampanyayı hayata geçirmek önemli hedeflerimizden birisi. Ayrıca bütçe imkânları doğrultusunda ve uygun görülmesi halinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımızla iş birliği içinde yayıncılık sektöründe yenilikçilik, girişimcilik, rekabetçi üretim ve verimliliği teşvik edecek yeni destek programlarını hayata geçirmeyi planlıyoruz. Kütüphanecilik ve yayımcılık alanlarına özel bir girişimcilik ve kuluçka merkezi kurmak da hedeflerimiz arasında yer alıyor.
Öte yandan geçen yıl başlattığımız ve 100 kütüphanemize yönelik olarak pilot uygulamaları devam eden Yapay Zekâ Temelli Akıllı Kütüphaneler Projesini orta vadede ülke genelindeki tüm kütüphanelere yaymak istiyoruz. Bu nedenle Millî Kütüphane’de geçen yıl başlattığımız Ulusal Bibliyografik Denetim Sistemi Projesi’nin bütün etaplarını 5 yıllık süreçte tamamlamak üzere çalışıyoruz.
Yine kültürel hayatımız açısından son derece önemli gördüğümüz projelerden biri de Müteferrika Programı. Bu program kapsamında ülkemizin en büyük derleme kütüphanesi olan Millî Kütüphane’nin geçmişe yönelik tüm derleme eksikliklerinin tespit edilmesi ve bu eksikliklerin giderilmesi için başlatıldı. Bu sürecin sonunda Millî Kütüphane’nin adına ve Türk milletine yaraşır zenginlikte ve derinlikte bir koleksiyona sahip olmasını sağlamayı amaçlıyoruz.
“Gençlerin gerçekleştirebileceğine inanıyorum”
Genç kütüphanecilere ve yayıncılık alanında kariyer yapmak isteyenlere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
Eser üretmek ve kütüphaneler kurmak ancak güçlü ve köklü medeniyetlerin gerçekleştirebileceği işlerdir. Bu atılımın fitilini ateşleme ve geleceğe taşıma işini hakkıyla ancak gençlerin gerçekleştirebileceğine inanıyorum. Bu noktada gençlerimizi ister eser üreten birer yazar, çizer ya da çevirmen, ister bu eserlerin topluma kazandırılmasını sağlayacak birer yayıncı veya editör ya da yine bu eserlerin korunarak geleceğe taşınması ve toplumun erişimine açılmasını sağlayacak birer kütüphaneci olarak sorumluluk almalarının geleceğimiz açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.
Gençlerimizden isteğim birçok değerli meslek alanı gibi yayıncılık ve kütüphaneciliği de birer mesleki kariyer seçeneği olarak tercihleri arasına almaları. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü mezunu arkadaşlarımızı Bakanlığımız ve pek çok kuruluş kütüphaneci olarak istihdam ediyor. Bu alanlarda mesleki kariyer yapmak isteyen gençlerimizden ricam ise lisans düzeyinde elde ettikleri bilgileri pratiğe dökmelerine imkân sağlayacak staj programlarını en etkin ve verimli şekilde değerlendirmeleri ve burada zamanlarını iyi değerlendirmeleri…
Dünya hızla değişiyor, üretim süreçleri değişiyor, roller değişiyor. Bu nedenle kendilerini ve mesleki bilgilerini zinde ve güncel tutmaları gerekiyor. Kendi meslek alanlarında ülkemizde ve dünyada olup biteni takip etmeleri ve iyi uygulama örneklerini tahlil etmeleri gerekiyor. Kitaplar ile hemhal olacakları bir hayat tasavvur ediyorlarsa önce güzel dilimiz Türkçeye bol zaman ayırmaktan imtina etmesinler. Anadillerinin incelikleri ve güzelliklerine vakıf olsunlar. Sonra da imkânları var ise yabancı dil öğrensinler ya da mevcut olanı geliştirsinler. Dil ve iletişim becerileri her iki alandaki mesleki gelişimleri açısından da çok önemli. Çünkü kitapların ve kütüphanelerin dünyası bir yanıyla çok dilli, çok uluslu, çok kültürlü ve çok katmanlı…
Elbette çok okuyun. Çok okumak meselelere vukufiyetinizi ve idrakinizi geliştirir. İçinde bulunduğunuz dünyanın mana evrenini keşfetmenize yardımcı olur. Algı çözünürlüğü ve görebilme yeteneğinizi güçlendirir. İster yayıncı olun ister kütüphaneci, okumak isteyen insanlar için üretecek ya da onlara rehberlik edecek isek hepimizin bu meziyetlere sahip olması gerekiyor.
“Kendi sınırlarını aşmak istiyorsan…”
Son olarak, Türkiye'de kitapla bağı henüz güçlü olmayan bir kişiyi kütüphaneye davet edecek olsanız ona ne söylerdiniz?
Kütüphanelerin fikri ve manevi keşiflere açılan birer kapı olduğuna gönülden inandığımdan şöyle derdim herhalde: “Kendi sınırlarını aşmak istiyorsan, fikrinin hudutlarını genişletmek istiyorsan, yeni ufuklar peşindeysen, bu çağın ürettiği yalnızlıklarından kurtulmak istiyorsan, ruhunu iyileştirmek istiyorsan gel, kim olursan ol gel…”
Yorum Yaz