Yegâne sanat ile ruhumu buldum

Güncel PLASTİK SANATLAR

El sanatları, insanın ruhunu açan ve genişleten bir sanat dalı. Ben de bu işe biraz geç başlamış olmama rağmen hayatımda büyük bir keyif bulmaya başladım. Burayı açtıktan sonra gönlümü ve ruhumu gerçekten buldum. El sanatlarıyla uğraştıkça insanın ufku açılıyor; yaptıkça yeni fikirlerle büyüyor, şekilleniyor ve değişiyorsunuz.

2025 yılının ilk günlerindeyken bu haber beni, 4-5 yıl öncesine, pandemi dönemine götürdü. Pandemiyi çoğu zaman bizden aldıklarıyla, durdurduğu hayatlarla hatırlıyoruz. Ancak, o zor günler bazılarına yeni başlangıçlar için ilham verdi. İşte Yusuf Şafak Kaynak da o kişilerden biri.

Kaynak ve eşi, pandemi sürecinde sanatın iyileştirici gücüne sığındı, hayatlarını yeniden şekillendirdi. Ebru sanatıyla başlayan bu yolculuk, geleneksel ciltleme ve kağıt üretimi gibi el sanatlarının farklı alanlarına yayıldı. Ürettikleri eserlerin her biri bir hikâye anlatırken, bilgilerini paylaşmayı ve geleneksel sanatları geleceğe taşımayı görev edindiler.

Biz de bu özgün dünyayı yakından tanımak için Yegâne Sanat Atölyesi’nin kapısını çaldık. Litros Sanat’ın yeni sayısı için Yusuf Şafak Kaynak ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Yegâne Sanat’ın samimi atmosferini sizlere yansıtmaya çalıştık. Keyifli okumalar!

“Yegâne Sanat"  fikri nasıl ortaya çıktı?

Yegâne Sanat ismi, yaptığımız işlerle müsemma. Bu alana girmeme vesile olan kişi ise eşim oldu; kendisi ebru sanatıyla bu işe başladı. Ebru, her seferinde tek ve benzersiz bir eser ortaya koyar. Aynı deseni bir kez daha oluşturmak neredeyse imkânsızdır. Bu eşsizliğin verdiği ilhamla sanat atölyemizi açarken "Yegâne Sanat" ismini seçtik. Çünkü yaptığımız işler, tamamen el emeğine dayalı ve biri birbirinden farklı, özgün eserler. Bu nedenle atölyemize bu ismi vermeyi uygun gördük.

Sanatseverlere yegâne bir deneyim

Yegâne Sanat, sanatseverlere nasıl bir deneyim sunmayı amaçlıyor? Yani buraya gelenleri neler bekliyor?

Yegâne Sanat’ı kurarken öncelikli amacımız, kendimizi eğitmekti. Çünkü bu sanata geç başladım; bu süreçte çeşitli eğitimler aldım ve çalışmalar yaptım. Atölyemizi de bu öğrenim sürecini desteklemek amacıyla açtık. Zamanla, Yegâne Sanat kendi kimliğini oluşturdu.

Buraya gelen arkadaşlarımızla bildiklerimizi paylaşarak, yaptığımız geleneksel işleri deneyimlemelerini ve öğrenmelerini sağlamak istedik. Amacımız, bilgiyi paylaşmak ve bu sanatı daha ileriye taşımaktı. Çevremizdeki dostlarımız, eşlerimiz, hocalarımız, eğitmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızın desteğiyle bu atölyeyi herkese açık hale getirdik.

Atölyemizde hiçbir zaman kurs talebimiz olmadı. İsteyen herkes özgürce gelip öğrenebilir, deneyim kazanabilir. Burada cilt eğitimi, ebru eğitimi gibi geleneksel sanatlarla ilgileniyoruz. Amacımız, bu sanatlara ilgi duyan herkesin öğrenme ve uygulama fırsatı bulması için bir alan sunmak.

Pandemide üretime başladık

Geleneksel defter ve kağıt üretimi gibi çalışmalara nasıl ilgi duydunuz? Bu işe başlama hikayeniz nedir?

İş hayatım nedeniyle sanatla fazla ilgilenememiş olsam da sürekli çizimler yapardım. O dönemde yaptığım çizimlerin aslında tezhip sanatına ait olduğunu bilmiyordum. Tezhip sanatındaki işlemelerin çizimleri hoşuma giderdi ve ben de çizerdim. Eşim ise o dönem ebru yapıyordu. Bir gün, hocasıyla yaptığı bir konuşmada, ebruların ciltleme ile daha da güzelleşeceğini ve korunabileceğini öğrenmiş. Bunun üzerine eşim cilt eğitimine başladı.

Ciltleme, benim de ilgimi çeken bir alandı. Bu vesileyle eşime eşlik ederek misafir öğrenci olarak cilt eğitimine katıldım. Bu eğitim sayesinde ciltleme sanatını öğrenmeye başladık. Ancak pandemi dönemi, bizim için tam bir kırılma noktası oldu. Pandemi sürecini daha verimli geçirmek adına hem evdeki işlerimize yoğunlaştık hem de cilt eğitimimizi sürdürmeye karar verdik. Eğitimlerimize evde devam ettik ve kendimizi geliştirdik.

İkinci pandemi döneminde ise kağıt sıkıntısıyla karşılaştık. Bunun üzerine, edindiğimiz bilgilerle kendi kağıtlarımızı üretmeye başladık. Bu süreçte geri dönüşümden yararlanarak kağıt üretimine odaklandık. Ürettiğimiz kağıtlardan defterler yaparak hat, ebru ve tezhip sanatları için uygun malzemeler elde ettik. Bunun yanı sıra, lifli kağıtlar üretimine de yöneldik. Keten lifi, dut lifi, muz lifi ve pamuk lifi gibi malzemeler kullanarak kağıtlar ürettik.

Geleneksel defter ve kağıt yapımı gibi işlerinize başlamadan önce nasıl bir hazırlık süreci geçiriyorsunuz?

Atölyem oldukça küçük, bu yüzden hangi işlemi yapacaksam ortamı ona göre düzenliyorum. Örneğin, cilt yapacaksam öncelikle kağıtlarımı hazırlamakla başlıyorum. Fabrikasyon kağıtları önce kesiyor, ardından sayfaları oluşturup dikiyorum. Daha sonra yapacağım kapağın derisini hazırlıyorum; bu süreçte derinin tıraşlanmış olması gerekiyor. Yapıştırılacak yerleri ise bıçkı denilen bir aletle inceltiyorum ve yapıştırma işlemini gerçekleştiriyorum.

Eğer kağıt yapacaksam süreç daha uzun ve kullanılan malzemeye göre farklılık gösteriyor. Geri dönüşüm kağıtları için matbaa atıklarını topluyorum; bunlar genellikle renklerine göre ayrılmış ve ayıklanmış oluyor. Bu atıkları öncelikle su içinde blender ile yumuşatıyor ve hamur haline getiriyorum.

Lifli kağıt yapacaksam, kullanılan lifin türüne göre işlemler değişiyor. Örneğin, keten lifinden kağıt yapıyorsam, önce lifleri ufak parçalara ayırıyor ve makasla küçültüyorum. Daha sonra kaynatma işlemine tabi tutuyorum. Kaynama sırasında kül suyu ilave ediyor ve lifleri tekrar kaynatıyorum. Ardından, bu lifleri el yordamıyla, dibek kullanarak dövüp hamur haline getiriyorum. Dut lifinden kağıt yapacaksam, öncelikle dallarını haşlıyorum. Daha sonra dalları temizliyor ve benzer işlemleri uyguluyorum.

Yapacağım kağıdın türüne ve boyutuna göre havuzlarımı ve eleklerimi hazırlıyorum. Son aşamada kağıtları tek tek havuzdan alarak üretim sürecini tamamlıyorum. Bu şekilde, her kağıt türüne özgü bir üretim süreci izliyorum.

Geleneksel ve teknoloji el ele

Atölyenizde yaptığınız işleri modern teknolojilerle nasıl birleştiriyorsunuz, yoksa tamamen geleneksel yöntemlerle mi çalışıyorsunuz?

Biz bu işe geleneksel yöntemlerle başladık ve aynı çizgide devam ediyoruz. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte, çalışmalarımızda teknolojiyi de kullanıyoruz. Örneğin, geri dönüşüm kağıtlarını hazırlarken blender kullanıyoruz; oysa eskiden bu işlem dövme yöntemiyle yapılırmış. Bu nedenle, geleneksel ile teknolojiyi bir araya getiriyor ve uyum içinde çalışıyoruz.

Geleneksel sanatların yeni nesillere aktarılmasında atölyenizin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dediğim gibi, bu işe ilk başladığımızda öncelikli hedefimiz kendimizi eğitmekti. Belirli bir aşamaya geldikten sonra, bizden faydalanmak isteyen kişilere de ışık tutarak bu çalışmaları yapmaya başladık. Bu süreçte kimseden herhangi bir karşılık talep etmedik. Pek çok sempozyuma ve seminere hiçbir ücret talep etmeden katıldık. Amacımız hem kendimizi tanıtmak hem de geliştirmek, aynı zamanda dışarıya eğitim sunmaktı. Atölyemizi herkese açtık ve “Kendi atölyeniz gibi çalışın; sizi bir öğrenci gibi değil, bir misafir gibi ağırlayalım” anlayışıyla hareket ettik.

 Bir serginiz oldu diye biliyorum. O süreç nasıl gelişti bahseder misiniz?

Hocalarımıza bu eğitimleri anlattığımızda, birkaç kurs merkezinden davet aldık ve oralarda dersler verdik. Bu süreçte, Çınar Kültür Merkezi'ndeki hocalardan biri sağ olsun, bizi bu çalışmalara dahil etti. Orada, geleneksel sanatlarla yaptığımız işlerden bazılarını sergileme fırsatı bulduk. Örneğin, bir koleksiyonerimizin hat çalışmalarını içeren bir kitabı, 10 sayfa halinde, 2 metre boyunda bir murakka haline dönüştürmüştük. Kendisine rica ettik, sağ olsun izin verdi ve bu çalışmayı sergiledik. Ayrıca, geleneksel yöntemlerle kutnu kumaşlarını ve Rize kumaşlarını birleştirerek modern bir cilt haline getirdik ve bunları da sergiledik.

Bir diğer çalışmamızda ise, Emine Erdoğan’a verilmek üzere tasarlanan bir vazoyu özel bir kutu haline getirdik ve takdim ettik. Bu da oldukça güzel bir çalışmaydı. Şimdi de yeni bir sergi hazırlığındayız. İnşallah, sergimiz bahar sonu veya yaz başı gibi gerçekleşecek. Bu sergi için çalışmalarımız  devam ediyor.

El sanatlarıyla uğraştıkça insanın ufku açılıyor

Size göre geleneksel el sanatlarının ruhunu oluşturan şeyler nelerdir?

El sanatları, insanın ruhunu açan ve genişleten bir sanat dalı. Ben de bu işe biraz geç başlamış olmama rağmen hayatımda büyük bir keyif bulmaya başladım. Daha önceki yaşantımda yaptıklarım zorunluluklardan ibaretti, ancak burayı açtıktan sonra gönlümü ve ruhumu gerçekten buldum. El sanatlarıyla uğraştıkça insanın ufku açılıyor; yaptıkça yeni fikirlerle büyüyor, şekilleniyor ve değişiyorsunuz.

Sizce, sosyal medyanın geleneksel sanatları yaygınlaştırmada, meraklısına ulaştırmada rolü nedir?

Bence sosyal medya, şu anda en aktif kullanılan mecralardan biri ve herkesin tanıtımını sağlayabilen önemli bir araç. Biz de bu doğrultuda kendi sayfamızı oluşturup yaptığımız işleri yayınlıyoruz. Sizler de örneğin, bizi sosyal medyada görüp geldiniz. Pek çok kişi de çalışmalarımızı oradan görerek bize ulaşıyor. Sosyal medya sayesinde çok daha geniş bir kitleye ulaşma imkanı bulduk. Geleneksel sanatların yayılmasında gerçekten büyük bir etken olduğunu düşünüyorum.

Yorum Yaz